Burun Kırığı Hakkında Bilmediklerimiz…

26 Ekim 2009

İşte Bilmediklerimiz… Yazının kalanını okuyun »

Burun Tıkanıklığı ve Bitkisel Olarak Yüzde Yüz Tedavisi

21 Ekim 2009

Özellikle griple,nezleyle,üşütmeyle beraber gelen burun tıkanıklığı genel de bir rahatsızlık olmayıp rahatsızlıkla gelebilecek problemdir. Burun tıkanıklığı durumunda kişi nefes almakta sorun yaşamaktadır. Burunu tıkanan hasta ağzından solunum yapmak zorunda kaldığından sonucunda çeşitli rahatsızlıklara davetiye çıkartabiliyor. Bol bol su içmeniz burundaki tıkanıklık için yararlı olacaktır. Bununla beraber imkan varsa deniz suyundan bir kaç damla buruna damlatılması burundaki bronşlarınızın akmasına ve rahatlamanızı sağlayacaktır. Bu karışımı evde sizde yapabilirsiniz ancak imkan varsa deniz suyu ile tedaviyi gerçekleştirmeniz önerilir. Sizlerle bir kaç bitkisel tedavi yöntemi paylaşacağız. Burun tıkanıklığına bitkisel çözüm olarak gördüğümüz bitkiler şunlardır;

•Birer tutam ısırgan, ebegümeci, koniyi demleyin. Sonrasında bal ve limon karıştırarak için.
•Bir çay bardağına doldurduğunuz suya tuz atın. Karıştırıp bu tuzun çözünmesini sağlayın, çözünmesini sağlamak için suyu kesinlikle sıcak olarak kullanmayın. Su oda sıcaklığında olmalıdır. Suyun içerisinde tuz da çözündükten sonra burnunuza bir kaç damla damlatın.

Burun Kaşıntısı diyip geçmeyin!

19 Ekim 2009

Burun kaşıntısı diye geçiştirmeyin..Çok önemli bir rahatsızlığınız olabilir…

Burun kaşıntısını hafife almayın
Özellikle bahar ve yaz aylarında sıklaşan burun kaşıntıları ve akıntıları ile hapşırma ve göz yaşarmalarının allerji habercisi olduğu, müdahale edilmediği takdirde astıma yol açabileceği bildirildi.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, ilkbahar ve yaz aylarında havadaki çeşitli allerjenlere bağlı olarak üst solunum yolu rahatsızlıklarının yüzde 50 oranında arttığını belirterek, bu işaretlerin astım habercisi olabileceğini söyledi.

Özellikle Mart-Mayıs aylarında kaşıntı, ciltte kızarıklık, nefes almada zorluk, hapşırma, öksürme, gözlerde yaşarma şikayetiyle hastaneye başvuran hastaların öncelikle genetik olarak allerjik yapısı bulunup bulunmadığının araştırıldığını belirten Karadağ, “Daha sonra da allerji testiyle hangi maddeye duyarlılığı bulunduğunu tespit ediyoruz. Elde edilen bulgulara göre, hastaya allerji yapan maddeyi yavaş yavaş vererek, bu maddeye karşı vücudu duyarsızlaştırıyoruz” dedi.

Toplumda genellikle ağır belirtiler olduğunda sağlık kuruluşuna başvurmak gibi bir alışkanlık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Karadağ, “Oysa bazı belirtiler kişiyi çok rahatsız etmez. Örneğin burun kaşıntısı, hapşırma, göz yaşarmasıyla kendini gösteren allerjik rinit, kişinin günlük hayatını çok etkilemeyebilir. Ama bu belirtiler allerjik bir durumun varlığını gösterir. Eğer kontrol altına alınmazsa, ileride astıma dönüşebilir. Bu da hasta için nefes darlığı, hırıltı, öksürük ve uykusuz gecelerin başlaması demektir” diye konuştu.

Burun Tıkanıklığının Sebepleri

17 Ekim 2009

Burun tıkanıklığı herkesin basına gelebilcek oldukça rahatsız edici bir durumdur.Peki burun tıkanıklığının nedenleri nedir? Nasıl çözülür?

Burundan rahat solunum hissi karmaşık bir olaydır. İnsanların çoğu gün boyunca ağızları kapalı burunlarından nefes alma rahatlığını yaşarken bir kısmı ise bazen hiç bir şikayeti olmadan yaşamlarını ağız solunumuyla geçirirler. Normal bir burun solunumunda hava burun içi örtüsüyle maksimum miktarda temas ederek akciğerlere gider. Burun tıkanıklığı nedenleri arasında mukozal ödem ya da hava yolu şekil bozukluğuna bağlı hava yolu direncinin artmış olması ilk sıralarda gelir. Burun içerisindeki yapıların birbiriyle olan ilişkisine göre tıkanıklık değişik yerlerde olabilir. Tıkanıklığın yerini ve derecesini belirlemede klinik muayenenin yanısıra rinomanometri, akustik rinomanometri ve pletizmografi kullanılabilir.
Gerilim tipi baş ağrısında, çene eklemi sorunlarında ya da ruhsal gerginlik durumlarında sürekli burun tıkanıklığı hissedilebilir.

BURUN TIKANIKLIĞI NEDENLERİ

ANATOMİK-YAPISAL-NEDENLER
Burun bölmesinin orta hattan belirgin biçimde bir tarafa doğru sapması tıkanıklığa yol açar. Bu durum genellikle daha önceden geçirilmiş bir burun kazasına bağlıdır. Oluşan bozukluk burun tıkanıklığına yol açıyorsa cerrahi olarak düzeltilebilir.
Burun içerisinde özellikle çocukluk döneminde görülen yabancı cisimler de tıkanıklığa neden olabilir. Özellikle uzun süre burun içerisinde kalan yabancı cisimler tıkanıklık, kötü kokulu ve kanlı olabilen burun akıntısına neden olabilir. Burun içi dokular hasar görebilir.
Burun taşları (rinolitler) bakteri, kan, iltihap hücreleri ya da yabancı cisimler etrafında biriken minerallerden oluşur. Genellikle tek taraflı olarak görülür ve çocukluk yıllarında burun içerisine yanlışlıkla itilmiş olan yabancı cisimler (düğme, oyuncak parçaları, bezelye ya da nohut gibi) burun taşlarına neden olur.
Burun arkasından genize geçiş bölümünün kapalı olması özellikle yenidoğan çocukların burun tıkanıklıklarının en önemli nedenidir. Basit bir operasyonla kapalı olan bölge açılabilir.
Çocukluk çağında en sık görülen burun tıkanıklığı nedeni geniz etinin büyümesidir.
Geniz eti bademciğe benzeyen damağın gerisinde ve üstünde bulunan bir dokudur. Geniz eti büyük olan çocuklar uyku sırasında sesli nefes alıp verme, horlama, kulak enfeksiyonları, işitme güçlüğü, yüz kemiklerinde farklılaşma, ağız ve diş yapılarında bozulma sorunlarıyla karşılaşabilirler. Tedavisinde cerrahi girişimler önerilebilir.
Nazal polipler, burun içerisinde oluşan iyi huylu tümörlerdir. Allerjik nedenler, sık burun enfeksiyonları, aspirin ve benzeri ağrı kesiciler polip oluşturabilir. En sık şikayet nedeni burun tıkanıklığı, koku almada güçlük, berrak veya sarı-yeşil renkli burun akıntısıdır. Polipler grimsi renkli yuvarlak, genellikle ince bir bağlantısı olan, hareketli, ağrıya duyarsız ve kanamayan yapılardır. Allerjik nedenler varsa tedavisi yapılır. İlaçlarla küçülmeyen polipler operasyonla tamamen temizlenirler. Polipler bazen tekrar oluşabilir.
Papillomlar yine iyi huylu, siğil benzeri tümörlerdir. Burun orta duvarı ve yan duvarlarından çıkarak hava yolunu tıkayabilirler. Bazen kanama yapabilirler.
Daha nadir olarak görülen sinir dokusu kökenli tümörler de büyüdükten sonra burun tıkanıklığı yaparlar.

ÇEVRESEL FAKTÖRLER
Kent yaşamının getirdiği zorunluluklar nedeniyle neredeyse sürekli olarak kapalı ortamlarda bulunan, atmosferik kirliliğe maruz kalan kişilerde kimyasal uyarılar nedeniyle burun tıkanıklığı görülebilir.

HORMONAL NEDENLER
Hamilelikte görülen burun tıkanıklığı östrojen hormonuyla ilişkilidir. Genellikle ilk 3 aydan sonra ortaya çıkar; giderek kötüleşir ve doğumdan hemen sonra kaybolur. Benzer tıkanıklık hissi gebelik önleyici hapların kullanımı sırasında, adet dönemlerinde de görülebilir. Tiroid hormonlarının azalması durumunda da tıkanıklık görülebilir.

ENFEKSİYONLAR

En sık neden, özellikle kış aylarında ve mevsim dönümlerinde görülen soğuk algınlığıdır. Virüslerin neden olduğu bir enfeksiyondur. Hava yolu ve yakın el-beden teması ile bulaşırlar. Burun mukozasına yerleşince histamin denen kimyasal madde salınımına yol açarlar. Bu madde buruna giden kan miktarının artmasına ve sıvı salgısının artmasına yol açar. Virüs enfeksiyonları sırasında burnun ve sinüslerin direnci azaldığından bakteri enfeksiyonları da kolaylıkla ortaya çıkabilir. Berrak olan akıntı sarı-yeşil renge dönüşür. Bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerekir.
Sinüs enfeksiyonları burun tıkanıklığı, sarı-yeşil iltihabi burun akıntısı ve baş ağrısı şikayetine yol açar. Tedavisi öncelikle ilaç tedavisidir. İyileşmeyen veya sık tekrarlayıp uzun süren sinüzitlerde cerrahi girişim önerilir.

VAZOMOTOR RİNİT
Rinit, burunun ve burun içi örtüsünün enflamatuar (iltihabi) reaksiyonu demektir. Vazomotor terimi ise “kan damarlarıyla ilgili” anlamında kullanılır. Burun içi örtüsü genişleme ve daralma özelliğine sahip çok miktarda atar damar, toplar damar ve kılcal damarlara sahiptir. Normalde bu damarların yarısı açık, yarısı kapalıdır. Daha çok burun içi damarların kontrolünü sağlayan sinir sisteminin düzensiz çalışması nedeniyle görülür. Bu durum aspirin kullanımı, çevresel kirlilik faktörleri, stres, tiroid hormonlarında yetersizlik, hamilelik, bazı tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları, sıcak içecekler, alkol, dekonjestan ilaçların aşırı veya uzun süreli kullanımı ile ortaya çıkmar. Tedavisi genellikle ilaçlarla yapılır. Tedaviye yanıt vermeyen büyümüş burun içi dokuların cerrahi olarak küçültülmesi gerekebilir.

ALERJİK RİNİT
Alerji, yabancı bir cisme (polen, ev tozu akarı, hayvan tüyleri ve atıkları, mesleki ortamdaki maddeler (fırıncılar, kuaförler) veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı oluşan aşırı enflamatuar yanıttır. Bazen besinlere karşı da allerji gelişebilir. Polenler ilkbahar veya sonbaharda problem oluşturur. Ev tozu ise bütün bir yıl boyunca rahatsız edebilir. Tedavisinde ideal olarak allerjik maddelerden uzak durma önerilir. Ancak bu pratik olarak mümkün olmadığından ilaç tedavisi ve/veya daha spesifik tedavi yöntemi olan allerji iğneleri kullanılır.

Kaynak:NTVMSNBC

Burun Estetiği fiyatları

14 Ekim 2009

Aynaya baktığımız zaman kadın erkek ayırt etmeksizin herkes kusursuz güzel burun görmek ister.
Peki bunun maliyeti ne kadar?
Burun estetiği yaptırmak isteyen kişilerin ilk merak ettikleri burun estetiğinin fiyatıdır. Burun estetiğinin fiyatları 2500 ile 9000 Tl arasında değişmektedir. Bir çok operasyon gibi burun estetiğinde de fiyatın değişmesinde uygulanacak olan tekniğin önemi büyüktür. Kapalı ve açık olmak üzere 2 ayrı teknikle yapılabilen burun estetiği operasyonunda seçilen teknik süreyi doğrudan etkilemektedir. Kapalı burun estetiği ameliyatı kısa sürerken açık ameliyat daha uzun sürmektedir. Ücreti bakımından da açık, kapalı opreasyona göre daha fazladır. Açık burun estetiği operasyonu yapılırsa çoğu zaman ikinci bir operasyon gerekmektedir. Bu durumda ücreti arttırmaktadır.

Estetikli ve Estetiksiz burun resmi

13 Ekim 2009

Resim benden yorum sizden:)

burunestetik2

Burun Kanamasının Sebepleri…

12 Ekim 2009

Sakın burun kanaması diyip geçmeyin..Biçok hastalıkların belirtisi arasında vardır burun kanaması..

Her yıl toplumun yaklaşık %5-10’unda aktif bir burun kanaması meydana gelmekte ve burun kanamaları Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi hekimlerinin sık karşılaştığı acil durumlardan birisidir. Yaş ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın tüm insanlarda görülen burun kanamaları ile ilgili Hisar Intercontinental Hospital uzmanlarından Op. Dr. Tayfun Apuhan şu bilgileri verdi:

Burun kanamaları, birkaç damla gibi kısa süren kanamalardan, bol ve uzun süren kanamalara kadar geniş bir yelpaze içerisinde olabilir. Ciddi burun kanamaları ise solunum yolunu etkilemesi, tansiyon düşmesi ve kalp krizine yol açabilen hipoksi gibi ölümcül sonuçlar nedeniyle hafife alınmamalıdır. Burun kanamaları ön ve arka burun kanamaları olarak iki sınıfta ele alınır. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran ya da oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir. Arka burun kanamaları burun arkasından olan kanamalardır. Kanama genizden boğaza doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir. Arka burun kanamaları kaynağın saptanmasındaki zorluk ve sıklıkla başka tıbbi sorunların eşlik etmesi nedeniyle hemen hekim tedavisi gerektiren ciddi durumlardandır.

Hisar Intercontinental Hospital’dan. Op. Dr. Tayfun Apuhan burun kanamalarının nedenleri ve tedavisi ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Burun kanamasının nedenleri nelerdir?

Burun, oldukça yoğun ve yüzeyel damarlar içeren bir organdır. Özellikle burun boşluğunu ikiye ayıran bölmenin ön kısmı burna gelen damarların oldukça yüzeysel olduğu bir bölümdür. Özellikle çocuklarda bu bölgede en hafif travmada bile kanama gerçekleşebilir. Ayrıca kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar da sıklıkla kanamaya neden olmaktadır.

Lokal nedenler:

Burnun normal fizyolojisini bozarak damar hasarına ve kanamaya neden olurlar.

• Burun içi iltihapları
• Buruna gelen darbeler
• Burun karıştırmaları
• Buruna sokulan yabancı cisimler
• Burun içi ve sinüs tümörleri
• Burun kemik kıkırdak eğriliği (septum deviasyonu)
• Alerjik nedenler
• Mevsimsel nedenler
• Damarsal hastalıklar (Anevrizma gibi..)
• Ağır egzersizler

Sistemik nedenler:

• Yüksek tansiyon
• Kan hastalıkları (Kanama-pıhtılaşma bozuklukları, lösemi vs.)
• Barsak parazitleri
• Hormonal bozukluklar
• İdiopatik nedenler (Ayrıntılı incelemelere rağmen olguların % 10’unda neden bulunamaz)

Burun kanaması varsa neler yapılmalı?

• Burun ucundaki yumuşak kısmı başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız.
• Burnu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın.
• Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz.
• Baş öne meyilli ve dik olarak oturunuz, beş dakika böyle bekleyiniz.
• Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak)
• Tansiyon kontrolü yapınız.

Kanama durduktan sonra tekrar kanama gerçekleşmemesi için neler yapılmalı?

• Sümkürmemeye dikkat ediniz.
• Yerden ağır bir şey kaldırmak ya da buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız.
• Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız.
• Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir.
• Kanama durmuyor veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa,
• Kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa,
• Kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanına başvurunuz.
• Özellikle şiddetli burun kanamalarında genellikle ilk yapılan iş, sebebine bakılmaksızın kanamanın durdurulmasıdır. Kanama durdurulduktan sonra sebebi konusunda bazı araştırmalar yapılmalıdır. Sebebin araştırılmasında yapılması gereken ilk şey hastanın muayenesidir. Birçok kez muayene ile sebep anlaşılır. Şüphelenilen sebebe göre hekim tarafından ayrıntılı tetkikler yapılır.

Burun kanamaları nasıl tedavi edilir?

Birçok burun kanaması kendiliğinden ya da hastanın burun ucunu tutması ve soğuk uygulaması ile durur. Ancak bu şekilde durmayan kanamalar doktor müdahalesini gerektirir. Hastaya yapılan müdahaleler esnasında hastanın rahatlatılması önemli yer tutar. Özellikle yüksek tansiyonlu hastalarda daha da önem kazanır.

Kanamayı durdurmak için yapılabilecek müdahaleler şunlardır:

• İlaç tedavisi

Kimyasal koterizasyon: Ucunda gümüş nitrat tomurcuğu olan bir çubukla kimyasal koterizasyon yapılabilir. Ancak kan hastalığı olan hastalarda etkili değildir.

• Elektrokoterizasyon: Bu yöntem günümüzde endoskopik görüntü ile uygulanmaktadır.
• Tampon konulması: Kanama diatezi olmaksızın koterizasyona yanıt vermeyen inatçı burun kanamalarında kanama odağına sponjel veya surgicel gibi lokal etkili ajanlar kullanılabilir. Bununla kontrol edilemeyen kanamalarda ön veya arka burun tamponu uygulanabilir. Tampon olarak antibiyotikli kremler sürülmüş ve ortasında hastanın nefes almasını sağlayacak hava yolunun bulunduğu tamponlar daha uygundur.
• Damarların bağlanması: Bu işlem bir ameliyattır ve hastanın hayatını tehdit edecek şiddette olan ve tampon konmasıyla durmayan kanamalarda kullanılır. Kanamanın yerine göre belirlenen damar bazen sinüs içinden bazen de boyun açılarak bağlanır.
• Tanısal veya tedavi amaçlı anjiyografi veya embolizasyon yapılabilir.
• Tekrarlayan burun kanamalarında, kanama noktasının ve altında yatan nedenin bulunması tedavi şeklini belirleyen ana unsurdur.

BURUN TIKANIKLIĞI

11 Ekim 2009

Burun tıkanıklığı oldukça sık karşılaşılan durumlardan biridir. Gerek nefes alırken gerekse uyurken ve daha bir çok durumda oldukça rahatsızlık veren bir durumdur. Bu yakınmaya yol açan çeşitli etkenler vardır. Bu etkenlere değinmeden önce burun tıkanıklığının biçimlerini inceleyelim.Tıkanıldık tam olabileceği gibi sadece burundan nefes almayı güçleştirecek özellikte de olabüir. Bunun yanı sıra tek veya çift taraflı burun tıkanıklığı da olabilir. Aniden gelişen burun tıkanıklıkları burundan solunumu olamksız kılabilirken müzminleşmiş vakalarda bu özellik görülmeyebilir. Burun tıkanıklığına yol açan olayları kısaca inceleyelim.”Koana atrezisi” denilen doğuştan bir anormallikte, burun boşluklarının “koana” denilen ve nazofarinkse (yutağın en Üst bölümü) açılan delikleri kapalıdır. Bu durum eğer her iki koanayı etkilemişse, yeni doğan çocuk burnundan soluk alamaz yalnız ağızdan alır. Bu nedenle çocuk meme emerken soluk alamayacağından süt emmekte büyük güçlükler çeker ve hatta annesinden süt ememeyip zayıflamaya başlar.

Koana atrezisi tek tarafûysa büyük bir sorun doğurmaz, yalnız tek taraflı bir burun tıkanıkhğı kendini gösterir. Çocuğun yalnız tek bir burun deliğinden sümük akması (koanası açık olan taraftan} sümük akmayan tarafta bir koana atrezisini düşündürmelidir.Koana atrezisi kulak-burun-boğaz uzmanları tarafından cerrahi olarak tedavi edilebilmektedir. Burun deliğine kaçan yabancı cismin tek taraflı burun tıkanıklığına yol açması, özellikle çocuklarda sık rastlanan bir olaydır. Bu gibi durumlarda burun kanaması da olabilir. Buruna kaçan yabancı bir cismi çıkarmak için, eğer vacsa, tıkanmış olan burun deliğine gliserin damlatılır, açık olan burun deliğinin burun kanadına parmakla basılıp sümkürülür. Bu yolla yabancı cisim çıkartılamıyorsa, zaman kaybetmeden bir kulak-burun-boğaz hekimine başvurmak gerekir.

Sık rastlanan bir diğer etkense allerjik olaylara (saman nezlesi, bronşiyal astma gibi) ya da çeşitli virüs ve/veya bakterilere bağlı olarak burun boşluğunun iç yüzeyini örten mukozada ütihap gelişmesidir. İltilap mukozayı ödemle şişirerek sıklıkla çift taraflı burun tıkanıklığına yol açar. Burun mukozasındaki müzminleşmiş ütihaplar “Polip” denilen keseciklerin oluşumuna yol açarak tek ya da çift taraflı burun tıkanıklığına neden olabilirler. Polip denilen bu keseciğin içi sümük kıvamında bir sıvı ile doludur.Keseciğin duvarıysa epitel hücrelerinden yapılmıştır. Burun tıkanıklığının nedenlerinden biri de “Vazomotor rinit” demlen durumdur. Bu olay şöyle gelişir: Burun mukozasındaki damarlar otonom sinir şist eminin “para sempatik” bölümü tarafından uyarıldıklarında genişlerler.

Serum genişlemiş olan damardan burun mukozasına süzülür ve böylece mukoza şişerek burun tıkanıklığına neden olur. Atmosfer havasmdaki ani değişiklikler ya da soğuk bir yerden aniden sıcak biryere geçmek, psikolojik uyarılar bazı kimselerde otonom sinir sisteminin parasempatik bölümünü uyararak yukarıda anlattığımız mekanizma aracılığıyla yani vazomotor rinit yoluyla burun tıkanıklığına yol açmaktadır. Vazomotor rinit ..tablosunda burun tıkanmasının yanı sıra akıntı kaşıntı ve aksırık belirtileri de bulunur. Burun tıkanıklığının sık rastlanan nedenlerinden biri de “Rinitis medika mentoza” denilen durumdur. Bu duruma, sürekli olarak burun damlası kullanan kimselerde rastlanmaktadır.Burun tıkamklığınedeniyle burun açıcı birdamla kullanan biri, daha sonra bu damlayı bırakamamaktadır. Bu ilaçlarda, burundaki damarları daraltıp burun mukozasının şişmesini önleyen maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler damarların” çeperinde bulunan düz kasları kasarak, damarların geçici olarakdaralmasmı sağlamaktadırlar. Ancak bu kaslar bir süre sonra yorulup gevşemektedirler.

Böylece damarlar genişleyip, burun mukozası yeniden şişerek burun tıkanmasına yol açmaktadır. Bu durumda hasta burun damlasını yeniden kullanmak zorunda kalmaktadır. Görüldüğü gibi burun damlasına karşı adeta bir tutsaklık gelişmektedir. Bu tutsaklığın gelişmemesi için burun damlalarının gelişigüzel ve gerekli süreden daha uzun kullanılmaması gerekir. Rinitis medika mentoza vakalarının tedavisinde ağızdan alman antihistaminik ya da efeadrin türü ilaçlardan yararlanılmaktadır. Burun tıkanıklığına yol açan ve diğer nedense yutakta (farinks) bulunan ve “Tonsilla farinjika” denilen bir bağdemciğin büyümesidir. Bu büyümeye “Adenoid vejetasyon” denilmektedir. Tedavi amacıyla bunun cerrahi olarak çıkartılması gerekir.Burun sağ ve sol boşluklarını birbirinden ayırmakta olan septumun eğik olması (septum deviasyonu) da genellikle tek taraflı tıkanıklıklara yol açmaktadır.Çok sık görülmemekle birlikte burun içinde gelişen tümörler de burun tıkanıklığına neden olabilirler.

İPLE BURUN ESTETİĞİ

04 Ekim 2009

Gelişen Teknolojiyle beraber burun estetiğinde de güzel gelişmeler var..

İPLE BURUN ESTETİĞİ!!!!

Amaç hastanın daha çabuk iyileşmesidir!
Lokal anestezi ile 15-20 dakika süren, şişme ve morarmanın neredeyse hiç olmadığı, tampon ya da alçı kullanılmayan ve ertesi gün işinize dönebileceğiniz bir burun estetiği olduğunu biliyormuydunuz?

Evet artık var. Son yıllarda estetik cerrahide ki en büyük gelişmeler hep ameliyatları daha kısaltmaya ve kolaylaştırmaya yönelik oldu. Amaç hastaların çok daha çabuk iyileşmesi, işlerine en kısa zamanda dönebilmeleri ve elbette ameliyat risklerinin ve ücretlerinin de azaltılması. Yani küçük yumuşak dokunuşlar ile etkili sonuçları almak hedefleniyor.

İple burun estetiğinde şişliklerin çok az olması tekniğin önemli bir avantajı.Morarma ise bu ameliyatta beklenmiyor. Bu teknik ile ameliyat olan bir hasta ertesi gün normale yakın bir şekilde işine dönebiliyor. Burun ameliyatlarında kullanılan tamponlar yada burun alçıları da bu teknikte kullanılmıyor. Ağrı yok denecek kadar az. İz yok. Ayrıca ameliyatın çapı küçüldüğü için riskler de azalıyor.

-İşlem sadece burun içerisinde çok küçük kesilerden yapılıyor.
Ortalama 15-20 dakika sürüyor.

-İşlemde temel yaklaşım burun ucunu şekilllendirmek ve yükseltmek.

-Morluk ve şişlik neredeyse hiç olmuyor.

-Normal burun estetiğinden bir farkı da sadece lokal anestezi ile yapılabiliyor olması.
Hasta işlemden 1 saat sonra evine gidebiliyor ve ertesi gün işine dönebiliyor.

” Eğer nefes alma porblemide varsa buda Radyofrekans teknolojisi ile 1 dk.’da tedavi edilebiliyor.”

Burun Estetiği ve Gelişen Teknoloji

01 Ekim 2009

Burun Estetiği ve Gelişen Teknoloji

Günümüzde gelişen teknoloji ile beraber burun estetiği konusunda da büyük gelişmeler yaşanıyor.Burun estetik ameliyatları sanıldığı gibi ağrılı ameliyat değildir; ameliyat sonrası çok fazla ağrı olmaz ve basit ağrı kesicilere yanıt verir.

Ayrıca iri tampon ve benzeri uygulamalar birçok hastaya konulmadığı için buna bağlı endişeler de artık ortadan kalkmıştır.

Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Maral’a göre; burun estetiğine gösterilen ilginin en önemli nedeni geliştirilen ağrısız ve kolay teknikler: Burun içindeki eğriliklerin estetikle birlikte tek bir ameliyatta düzeltilebilmesi talebi de artırdı.

Ayrıca günümüzde iri tamponların kullanılmaması, ameliyat sonrası ağrının olmaması da burun estetiği korkusunu tamamen bitirdi..

Anadolu Sağlık Merkezi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği Direktörü Doç. Dr. Tuğrul Maral ile estetik burun ameliyatlarının günümüzde ulaştığı son noktayı konuştuk:

Estetik burun operasyonlarında son zamanlarda yaşanan bu artışı neye bağlıyorsunuz?

Bizim burunlarımız genellikle bugünkü estetik anlayışımıza uymayan, kemerli ve geniş yapılı burunlar. Bu nedenle zaman içinde estetik burun ameliyatlarının sayısında önemli oranda artış yaşandığı gözleniyor. Eskiden daha çok göz önünde olan ya da sahne sanatlarıyla ilgilenen kişilerin yaptırdığı estetik burun ameliyatları, bugün toplumun her kesiminden ve her yaşta kişiler tarafından yaygın olarak yapılıyor. Bu artışın en önemli nedenlerinin başında; ‘deviasyon’ dediğimiz, burun içindeki eğriliklere bağlı düzeltmelerin estetikle birlikte tek bir ameliyatta giderilebilmesi geliyor. Yine ameliyat tekniklerindeki ilerlemeler ameliyatların sayısının artmasını sağladı. İri tamponların artık kullanılmaması, hastaya genel ve lokal anestezinin birlikte verilmesi sayesinde ameliyat sonrası ağrının olmaması ve kanama oranının çok düşmesi; hem başarı oranlarını, hem de operasyon sayısını artırdı.

Estetik burun ameliyatlarında hiç mi risk yok?
Burun ameliyatları, tecrübeli bir estetik plastik cerrah tarafından yapıldığında risk ve komplikasyon oranı çok düşük. Ameliyat sırasında ve sonrasındaki birkaç hafta içinde anesteziye ait riskler, kanama, enfeksiyon, nefes alma ve koku alma gibi sorunlar nadir de olsa görülebiliyor. Bu riskler de hekimin tavsiyelerine uyarak azaltılabiliyor. Ayrıca ameliyat sonrası erken dönemde hastanın başını öne eğmemesi, sırt üstü yatması, serin bir ortamda bulunması ve ödemi geçirecek ilaçları alması; oluşabilecek ağrının önüne geçilmesini sağlar.

Sosyal ihtiyaçlarla estetik ameliyat olmak isteyen hastalarınız oluyor mu? Örneğin evliliğini kurtarmak için estetik yaptırmak isteyenler var mı?

İstatistikler; rinoplasti (burna yapılan estetik operasyon) ameliyatından sonra boşanma oranlarının, ameliyat olmamış popülasyondan daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu nedenle rinoplasti öncesinde eşlerin onayının alınması çok önemli. Genellikle de erkekler eşlerinin ameliyatını onaylamıyor. Pek çok erkek, eşinin estetik cerrahi isteminin nedenleri konusunda yanlış bilgi ve önyargıya sahip. Genel olarak estetik cerrahiye yaklaşımda kadın ve erkeğin motivasyon nedenleri farklı oluyor. Son derece mutlu bir evliliği olan kadın; eşi kendisinin kemerli burnunu sevdiğini söylüyor olsa da, küçük kusurları düzeltmek için bile tüm zorluklara kolaylıkla katlanabiliyor. Aslında kadınlar; kendi görüntüleriyle diğer kadınların dikkatini ve takdirini elde etme arzusuyla da estetik ameliyat oluyor.

Burun operasyonlarında hastalar ‘ben şu sanatçının burnu gibi burun istiyorum’ diye size başvuruyorlar mı?
Ameliyattan önce siz nasıl bir planlama yapıyorsunuz? Burnun diğer organlara göre eşsiz yapısı ve bulunduğu yer nedeniyle, rinoplasti diğer tüm estetik ameliyatlara nazaran daha özellikli bir ameliyat. Her burun, bulunduğu yüzle bütünleşmişse güzellik kazanıyor. Kimi zaman hafif kemerli bir burun da güzel olabiliyor. Bu nedenle operasyon öncesinde hastanın kemik ve burun yapısının mutlaka göz önünde bulundurularak iyi bir planlamanın yapılması gerekiyor. Biz ameliyat planlamasında; hastanın burnunu kişisel ve farklı yapan pozitif özelliklerin korunarak, bunu bozan özelliklerin düzeltilmesi ve değiştirilmesi yolunu tercih ediyoruz. Herkeste aynı kavisli ve küçültülmüş burunlar yapmak tabii ki iyi sonuç vermez. Yani hastanın kemik yapılarının ve burun yapısının mutlaka göz önünde tutulması gerekiyor. Mümkün olduğunca aşırı ve ameliyat olduğunu hemen belli eden bir burun görüntüsünden kaçınmak benim ve pek çok plastik cerrahın tercihidir. Çünkü karşımdakinin burnu dikkatimi çekmeyecek bir doğallıkta olmalıdır. Bence burun estetiğinin en güzel yanı da budur.

Operasyondan sonra burnunu beğenmeyen ve eski burnunu geri isteyen hastalar oluyor mu?
Hasta; burnundaki ve görünümündeki genel düzelmeye konsantre olarak mükemmelliyet beklentisinden uzaklaşırsa, çok büyük oranda ameliyat sonucundan memnun olacaktır. Tekrar ameliyatlarının sıklığı, hastanın burnunun ameliyat öncesindeki özelliklerine bağlı olabildiği gibi, hastanın beklentisi ve cerrahın tecrübesiyle DE ilişkilidir. Eğer bir revizyon yapılacaksa da, ilk ameliyattan 6-12 ay sonra yapılmalıdır.